Twitterla birlikte hayatımıza giren twitter ünlüleri daha bilinen şekliyle fenomenler 5. Bilişim Teknolojileri Zirvesinde Twitter Ünlüleriyle +140 karakter adlı paneldeydiler. Panelin konukları hepimizin takip ettiği ya da retweetler sayesinde tanıdığı Taci Kalkavan,Falanca ve Argostroloji idi. Twitter fenomenleri kimdirler, ne yaparlar,bütün gün twitterın başında mı dururlar gibi soruları yanıtladılar. Sohbet havasında geçen panelde en çok vurguladıkları şey "sıradan vatandaş" olduklarıydı.Günlük yaşantılarının aslında bizimkinden pek de farklı olmadığını ve sabahtan akşama kadar twitterın başında durmadıklarını anlattılar. Fenomenlerin fenomen amacıyla twitterı kullanmaya başlamamışlar ve o amaçla tweet atanların genellikle fenomen olamamışlar. Bilinenin aksine gayet mütevazı insanlardı. Twitterdaki popülerliklerinin ekmeğini yemiyorlar mı tabi ki yiyorlar;ünlülere sosyal medya danışmanlığı yapıyorlar ama yine de ünlülerin sosyal medyayı kullanma şeklinden pek memnun ...
Uzun bir aradan sonra blogumun başına bir yazının sonuna kadar gelip onu yayınlama umuduyla geçtim. Geçtim çünkü "Sevme Sanatı" adlı kitap, hayatımızın en temelinde olan sevmek üzerine düşünmeme çokça dönüp çevreme ve daha önemlisi kendime bakmama olanak sağladı. Yine de kitabı henüz bitirmediğimi ancak bende yarattığı yazma hevesi karşısında yazmaya başladığımı da belirtmek isterim. Belki de devamı gelir umuduyla yazının adını Sevme Sanatı -1 koydum. (p.s.: Bu yüzden bir kitap değerlendirmesi değildir.) Öncelikle bu kitabın uzun süredir kütüphanemde olmasına rağmen neden okumadığımı hiç bilmiyorum. Benim için sevmenin, sevginin kavramsal olarak ayrı bir yeri var çünkü. Kim için yok ki diyeceksiniz tabi, haklısınız. Ancak ismimin anlamının dahi sevgi ve sevmek olduğunu söylersem belki de bu vesileyle kendimle ilgili bir konuyu aydınlığa kavuşturmuş olacağım :) Kitaba gelecek olursak... Her yaratma eyleminde olduğu gibi sevmek de emek, ilgi ve bilgi gerektirmektedir. Do...
Saatlerdir süren yolculuğun ardından yolculuğun en zor kısmı başlamıştı artık, kendine bir yol çizmek. Her gün duyduğu çatışma seslerinden, kız kardeşinin sevdiği çocuğun ailesi ile olan kan davasından çok yorulmuştu. Hiç bir macera ve yoksulluk onu daha fazla yoramazdı. İstanbul'un taşının toprağının altın olmadığını biliyordu. Bozuk Türkçesine rağmen her gün haberleri izler, önce Büyükşehir'de yaşayanların haline sonra, ülkenin diğer ucunda kendilerinden bihaber yaşayan insanların vurdumduymazlığına üzülürdü. Bir kısım insanların doğudaki insanlara yazık diye başlayıp, hükumete ve teröristlere lanet ederek sonlandırdıkları kısa muhabbet aralarından başka değeri olmayan bu insanlara öfkelenemiyordu, çünkü o da burada yaşayan insanları anlayamıyor her gün çektikleri trafik çilesine ortak olamıyordu. Hiç bir zaman kendine itiraf edemese de bir gün yaşadığı bu evi ve köyü terk edeceğinden emindi. Sadece kız kardeşinden helallik alıp bir küçük çantayla ayrılmıştı; tüm mal varlı...
Yorumlar
Yorum Gönder