Twitterla birlikte hayatımıza giren twitter ünlüleri daha bilinen şekliyle fenomenler 5. Bilişim Teknolojileri Zirvesinde Twitter Ünlüleriyle +140 karakter adlı paneldeydiler. Panelin konukları hepimizin takip ettiği ya da retweetler sayesinde tanıdığı Taci Kalkavan,Falanca ve Argostroloji idi. Twitter fenomenleri kimdirler, ne yaparlar,bütün gün twitterın başında mı dururlar gibi soruları yanıtladılar. Sohbet havasında geçen panelde en çok vurguladıkları şey "sıradan vatandaş" olduklarıydı.Günlük yaşantılarının aslında bizimkinden pek de farklı olmadığını ve sabahtan akşama kadar twitterın başında durmadıklarını anlattılar. Fenomenlerin fenomen amacıyla twitterı kullanmaya başlamamışlar ve o amaçla tweet atanların genellikle fenomen olamamışlar. Bilinenin aksine gayet mütevazı insanlardı. Twitterdaki popülerliklerinin ekmeğini yemiyorlar mı tabi ki yiyorlar;ünlülere sosyal medya danışmanlığı yapıyorlar ama yine de ünlülerin sosyal medyayı kullanma şeklinden pek memnun ...
20 Ağustos 2012 Saat gece yarısını bilmem kaç dakika geçmiş... Yazmak deli işi. Sağlıklı ruh haliyle yapılacak bir iş değil -bazı yazarları okudukça anlıyorum-. Bense anlatıyorum sadece; gördüklerimi, okuduklarımı, izlediklerimi ve dinlediklerimi. Saat belki gece yarısını geçmiş bir şeyler karalıyorum defterime, yaptığım iş bir şeyler anlatmaya çalışmak. Ben yazmıyorum,deli değilim ki yazabileyim.Çok normalim hatta gereğinden fazla normalim. Bu kadar delinin bir arada yaşadığı bir şehirde çok normal biri olarak delirmemek işten bile değil aslında. Normal olarak yaşamaya çalışıyoruz vesselam. Satırlar kolay akmıyor.Nasıl anlatırım, nasıl anlaşılırım korkusu var hep. Ben sadece kendim için yazıyorum gibi bir iddianız yoksa ve biraz anlaşılmak için bir şeyler anlatmaya çalışıyorsanız zor olanı seçmişsiniz demek. Seçmişsiniz mi dedim? Pardon sevmişsiniz demek istemiştim. Ben yazmıyorum,daha doğrusu gerçekten...
Uzun bir aradan sonra blogumun başına bir yazının sonuna kadar gelip onu yayınlama umuduyla geçtim. Geçtim çünkü "Sevme Sanatı" adlı kitap, hayatımızın en temelinde olan sevmek üzerine düşünmeme çokça dönüp çevreme ve daha önemlisi kendime bakmama olanak sağladı. Yine de kitabı henüz bitirmediğimi ancak bende yarattığı yazma hevesi karşısında yazmaya başladığımı da belirtmek isterim. Belki de devamı gelir umuduyla yazının adını Sevme Sanatı -1 koydum. (p.s.: Bu yüzden bir kitap değerlendirmesi değildir.) Öncelikle bu kitabın uzun süredir kütüphanemde olmasına rağmen neden okumadığımı hiç bilmiyorum. Benim için sevmenin, sevginin kavramsal olarak ayrı bir yeri var çünkü. Kim için yok ki diyeceksiniz tabi, haklısınız. Ancak ismimin anlamının dahi sevgi ve sevmek olduğunu söylersem belki de bu vesileyle kendimle ilgili bir konuyu aydınlığa kavuşturmuş olacağım :) Kitaba gelecek olursak... Her yaratma eyleminde olduğu gibi sevmek de emek, ilgi ve bilgi gerektirmektedir. Do...
Yorumlar
Yorum Gönder